Şu yaz sıcaklarından yakınırken, havanın serinliği ile sıcacık bir evde oturmanın keyfini çıkarıyorum.
Özlemişim be dostlarım yuva sıcaklığını.

tanteerosa:

birine ‘bana derdini anlatabilirsin, dinlerim’ derken beş kez düşünmek lazım.
anlatılan şeyler sorumluluktur. o sorumluluğu yüklenmeyeceksen hiç dert dinlemeyeceksin.

Anonymous asked:
nasıl gidiyor hayat.

Hayat gidiyor, ben yetişemiyorum bu hayata.. Yaşamak istiyorum da yaşayamıyorum tek başıma.
Şimdi buraya anlamsız cümleler yazardım ama yapmayacağım anonim. Anla işte anlamsız bir hayatın içinde olduğumu..

Aklım türkiye gibi karmakarışık..

Şu yalnızlığımda kendimi salakça bir gülümseyiş içerisinde buluyorum ya, bu hiçte hoş olmuyor işte.

Yuh yuh yuh yuhh!

Ağlamaklı gülmek istiyorum.

Bir gecede her yeri bayraklarıyla donatmış şerefsiz.

Sonra..

Sonrası iyilik güzellik.

Uyanır uyanmaz sinirlerimi bozmaya yer arıyor her şey sanki. Köysel dönüşüm nedir yahu! Bırakın köylerimiz bize kalsın tüm doğallığıyla. Sıçtınız zaten her yerin içine.

Salkım salkım üzümlerle dolu balkonlu evime baktım bugün, bir harabeden farksız şimdi. Bu ev bizsiz olmuyormuş, biz gidince üzülüvermiş, dökmüş her yanını. Şu anı bi ölümsüzleştiriverdim.
Üzümlerde kararsaymış.

Şu yalnızlığı biri alsın elimden!

Ah şu yeni nesil.

Buraya kocaman bir of yazdığımı farzedin dostlarım. Of ki ne of.

Kelimler dökülüyor ortaya, dudaklar oynuyor, gözler gizli gizli doluyor..
O anlatırken -ne olduğunu anlamlandırmak istemediği duygularını- ben anlattıklarının acısına kapılmış, acı acı inleyen dudakların kıpırdanışlarını izlemekteydim.

Anlatıyor; o’nu tek düşünmediğim bir anım yok, her zaman aklımın bir köşesinde.. Acaba ne yapıyordur kocası onlara iyi davranıyor mudur, çocukları ne güzelliktedir diye düşünüp duruyorum.
Askerdeyken bir telefon aldım, telefonun diğer ucundaki ses bana onun evlendiğini söylüyordu. O andan itibaren ben artık yaşamıyorum, yaşayamıyorum. Bütün ümitlerim tükendi. Bir hayalimde kalmadı artık, insan hayallerle yaşar. Kaçtım askerden. Kendimi hırpaladım, çok düşündüm, ne yapacağım ne yapmalıyım diye..
Aynaya geçip kendime bakıyorumda, ulan diyorum kendi kendime bir kızla konuşmaya gitsem bu halimi gördüğü zaman bir daha beni aramaz, buna eminim.
Şimdi söyle bana A içinde bulunduğum bu durum takıntı mı, aşk mı?

-O’nu defalarca terk edip gitmişsin ama o seni bırakmamış, pes etmemiş senin gibi. Ama yıpratmışsın onu, sana yetecek gücü kalmamış artık, gitmiş ve bir dahada gelmemiş.
Bu durumun bir takıntıdan başka ne olabilir ki, biraz daha anlatmaya devam edersen sana deli diyeceğim. Bence onun gidişini kendine yedirememiş gibi bir durumun var…..

Anlatıyor; senden daha farklı bir yanıt beklerdim doğrusu. Bunları düşünmedim mi sanıyorsun, günlerdir kafa yordum ben bunlara. Acaba takıntı mı, deli miyim, gerçekten seviyor muyum. Hayır. Hiçbiri değil.
Benim bu durumum aşk.. Aşk böyle bir şey. Hayatımda tek bir kadına aşık oldum işte bu haldeyim. Bu aşktan başka bir şey değil..

-Bana diyorsun ya sen kalbinle değil, beyninle seviyorsun.. Bunları duyduktan sonra nasıl kalp ile sevebilirim? Bu sefer haklı olan benim.


Bu paragraflar saatlerce oturulup konuşulmuş bir sohbetin özetidir. Nefes almanın gerçekliğindedir.